logom








SEKTÖRLER HAREKETLENİYOR

Selim TemurciPozitif değişim ve gelişim, insanların hayatlarında olduğu gibi, Kurumların yaşamların da hayati bir öneme sahiptir. Bu değişim ve gelişmeler Kurumlarımızı motivasyonu yüksek, canlı birer organizmaya dönüştürmektedir. Sektörümüzün kurumsal alt yapısının güçlendirilmesi ve Nalburiye Hırdavat sektörünün marka bilinirliğini özellikle profesyonel ürün kullanıcıların gözünde çok daha yüksek seviyelerde tutmayı kendisine prensip edinmiş bir Kurum olarak, yepyeni bir yayınla karşınızdayız.

“Yapı Yorum”la, müşterilerimizle ve sektörümüzle çok daha yakın iletişim ve işbirliği kanalları oluşturulacaktır.  Yapı-Yorum dergimizin,  sektörümüzün her türlü beklenti ve sorunlarının da dillendirildiği bir platforma dönüştürmek en büyük hedefimizdir.  Binlercesini, sektörümüzle uzaktan yakından alakalı çok farklı noktalara ulaştırdığımız “Yapı-Yorum”’un, web sitesi de dahil tüm alt yapı çalışmaları da en kısa sürede bitirilip, hizmetinize sunulacaktır. Şimdiden, dergimize göstereceğiniz teveccüh için şahsım ve Kurumum adına şükranlarımı ifade ediyorum.
Küresel krizin etkilerini en yoğun hissettiğimiz 2009 yılı başından bu yana geçen sürede, dünyada ve ülkemizde siyasi ve ekonomik anlamda çok ciddi değişimler meydana gelmiştir. Özellikle küresel kriz, dünya insanlarının birlikte yaşama ve sorunlarla birlikte mücadele etme konusunda bir kilometre taşı olmuştur.  Dünya savaşları da dahil, yaşanan küresel hiçbir travma bu denli ülkeleri bir araya getirmemiştir. Küresel sorunların, sadece gelişmiş ülkelerin değil, dünya üzerindeki tüm ulusların ortak meselesi olduğu ve birlikte hareket etme erdeminin bu sorunların üstesinden gelmede ortak payda olması gerektiğini altı çizilmiş ve ortak ekonomik ve siyasi tedbirler tüm dünyada yürürlüğe konmuştur.

Amerika, dünyanın en büyük tüketim toplumudur. Avrupa ile birlikte düşünüldüğünde, tüketmeyen ABD ve Avrupa ekonomisi, dünyanın istihdam ve üretim dengelerinde çok derin yaralar açabilecek etkilere sahiptirler. Ülkemiz açısından meseleyi irdelediğimizde, özellikle toplam ihracatımızdaki AB’nin %50’yi aşan payı bizlerin de bu konuda birtakım açılımlar içerisinde olmamızı gerekli kılmaktadır. Özellikle son yıllarda Ortadoğu ve tüm İslam coğrafyasıyla geliştirilen siyasi ve ekonomik bağlar, ülkemizin önüne yeni imkanlar ve ufuklar açmıştır. Türkiye’mizin ticari ilişkiler noktasında, partnerlerini zenginleştirmesi, küresel ticarette ülke ya da kıta bağımlılıklarını minimize edecektir.

Başta Amerika ve Avrupa olmak üzere, büyük ekonomiler aldıkları önlemler sayesinde, önümüzdeki dönemde yaşanabilecek büyük kriz dalgalarının önüne geçmiş görünüyorlar.  Şu an yapılan değerlendirmelerde, 2009’u çok ciddi plan ve program yaparak geçiren kuruluşların, 2010’un ilk çeyreğinden itibaren tekrar büyüme trendine geçecek ülke ekonomilerinde önemli söz sahibi olacakları yönündedir. Ülkeler açısından ele alındığında, küresel krizin yönetilmesinde Türkiye en başarılı ülkeler arasında gösterilmektedir. Bu durum, Türkiye’mizin geleceği açısından önemli imkanları da beraberinde getirmektedir. Bu yüzyılın geri kalanında ekonomisi güçlü ülkelerin kimler olacağını belirlemede öne çıkan faktör; ülkelerin bu krizi yönetme kabiliyetleri olduğunun altını çizmemiz gerekir.

Küresel krizin en önemli nedeni olarak gösterilen, küresel fonların serbest dolaşımında çok ciddi denetim ve yaptırımlar uygulamaya konmuştur. Bu durum, özellikle cari açığının önemli bir bölümünü yurtdışı sermaye girişleri ile finanse eden ülkemiz için önemli bir sorun teşkil etmeye devam edecektir. Elbette, dünyanın en büyük 16. Ekonomisi konumunda olan ülkemizde, küresel krizin etkilerine dayalı hiçbir finansal kuruluşumuzun, bankamızın batmamış olması bizler için sevindirici bir gelişme olmuştur.  Bankalarımızın finansal yeterliliklerinin, 2001’de yaşadığımız kendi krizimizde bu sektöre yönelik alınan tedbirler neticesinde olduğunu ayrıca hatırlamamız gerekir. 2001 krizi, Türkiye’miz için küresel kriz öncesi adeta bir öncü kriz rolü oynamış ve bankacılık sektörümüzün bugünlerde çok daha güçlü ayakta kalmasına zemin hazırlamıştır.

Küresel fonların, -özellikle hedge fonların- kontrol ve denetimi, dünyada kısa süreli de olsa paradan para kazanma sürecini yavaşlatıp, üretim ve yatırım ekonomilerinde bir canlanmaya sebebiyet verecektir. Krizi döneminde, özellikle tüm dünyada makro ölçekte kamu altyapı yatırımlarında ciddi artışlar olduğunu gözlemlemekteyiz. Ülkemizde de düşen faizlerle birlikte, yatırımlar konusunda önümüzdeki dönemde önemli gelişmeler yaşanabilir. Özellikle Merkez Bankası’nın faiz indirimleri, önümüzdeki, ticari özel bankalar tarafından reel sektöre yansıtılmak durumunda kalınacaktır.

Küresel krizin, Türkiye’de gerçek etkilenen tarafı hiç şüphesiz reel sektörümüz olmuştur. Türkiye genelinde birçok firma, geçen 10 aylık sürede çok ciddi mali sıkıntıların içine girdiği bir gerçektir. Sektöründen çekilen, işlerini tasfiye edenler bile olmuştur. Marka kuruluşların bile finansal konularda sıkıntı yaşadığı bir dönemi hep birlikte yaşadık.  Şu an yeni bir dönemin başındayız. Firmalarımız, kendilerini yeni dönemin şartlarına göre yeniden yapılandırıyor. Bu yapılandırmayla birlikte, yeni stok ve talep dengeleri ortaya çıkmakta ve gelecek bu yeni veriler üzerinde şekillenmektedir. Her zaman kendi müşteri grubuyla çok yakın diyalog ve iş birliği içerisinde olan Reis Makina, kriz sürecinde olduğu gibi, bu yeni dönemde de kendi müşterileriyle, tüm paydaşlarıyla yeni döneme en iyi şekilde hazırlanmaktadır. Bu yeni dönemin hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bu vesileyle yaklaşmakta olan Ramazan-ı Şerifinizi de en kalbi duygularla tebrik eder, yeni sayılarımızda buluşmak üzere saygılarımı sunuyorum.

Dr. Selim Temurci
Reis Makina Genel Müdürü




 
 
Haberler Makaleler EditördenKünye Firma Kartvizitleri İletişim